Gerek kolay bir yazılı, gerekse gireceğimiz mühim bir imtihan evvel öğrenilen bilginin, imtihan sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve kafayarının düşmesine yol açan yoğun endişeyı derhal derhal hepimiz yaşadık ve halada öğrencilerimiz doğrulusunda yaşanmakta. “Sınav endişesı” iki ayrı boyutta ele alınabilir.
Bunlar ;

Endişe ve Yoğun Duygulanım

Endişe performansa yönelik zihinsel bir süreçtir. Sınav neticesine dair olumsuz kanaat, inanç ve beklentilerden oluşur.
Yoğun Duygulanım ise endişenın meydana getirdiği ikaz neticesi vücudun olağan işleyiş dengesi dışına çıktığı haller olarak özetleyebiliriz. Sınav endişesı yaşam sürdüren öğrencilerimiz, endişenın endişe ve duygulanım boyutlarını genelde şu şekillerde ifade ederler.

ENDİŞE : - Bu imtihanda kafayarılı olamayacağım.

Bu imtihan neticesinda herşey berbat olacak. - Sınıftaki herkes benden daha zeki.  - Bu imtihanda kafayarısız olursam not durumumu bir daha katiyen düzeltemem.

  • Sınav sırasında bildiğim herşeyi unutabilirim.
  • Kendimi yetersiz ve eksik görüyorum.
  • Evdekilerin yüzüne nasıl bakarım?

YOĞUN DUYGULANIM

Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyor. - O kadar gerginim ki midem sarsan  olmuş durumda. - Çok perişan bir durumdayım. - Bu imtihana gireceğim amacıyla paniğe kapıldım, elim ayağım birbirine dolaşıyor. - Kendimi bir sis bulutu içersinde hissediyorum, hiçbir şey bilmiyorum ve hatırlamıyorum. - Gözüm kararıyor, midem bulanıyor, soğuk soğuk terliyorum.

PEKİ NASIL ÜSTESİNDEN GELİNEBİLİR ? 

Eğer imtihan öncesi, imtihan sırası ya da ardından kafaya çıkamadığınız bir endişe duygusu yaşıyorsanız, kanaat tipinıza ve kendinizle olan diyaloğunuza ilgi edin. Yukarıda maddeler halindeki yazdığım kanaatlere kapılıyorsanız genelde olumsuz ve kendinizi yenilgiye uğratan bir kanaat tipi içersindesiniz demektir. Büyük bir ihtimalle imtihan ardından kendinizi, bildiklerinizi yapamamakla, ilgisizlikle, vakti iyi kullanamamakla ve doğru yaptığınız soruları sonradan değiştirmekle suçlarsınız. Tüm bunlar, gerçek dışı ve olumsuz beklentilerinizin, potansiyelinizi kullanmanıza engel olması neticesinde meydana çıkar.  Öyleyse ilk gerçekleştireceğiniz şey, imtihan hallerinde kendinizle ne tür bir diyalog içersinde olduğunuza ilgi etmek ve bu diyalog sırasında yakaladığınız olumsuz, gerçek dışı beklenti ve yorumları değiştirmeye çalışmaktır.
Örneğin, "bu imtihanda kafayarısız olacağım ve herkes aptal olduğumu düşünecek" ifadesi yerine, "kafayarısız olmak ya da olmamak benim elimde.

Şansım var, bunu kullanabilirim. Başarısız olsam bile bu benim aptal olduğumu göstermez" kanaati hale daha gerçekçi bakmanızı sağlayacaktır. Ya da karamsar olup "eyvah imtihan yaklaşıyor yetiştiremeyeceğim" yerine, "Zamanı bir düşman gibi görüp onunla savaşa girersem hem kendimi yıpratırım, hem de enerjimi hatalı yönde harcamış olurum. Oysa önümdeki vakti kendi yararıma kullanmak benim elimde".  
Unutmayın; kafayarıya ulaşmanın ilk adımsı, bireyin kendi potansiyelini doğru değerlendirmesidir.

Nelerin eksik olduğuna ve neyi, ne kadar öğrenmeniz gerektiğine fakat gerçekçi bir değerlendirme neticesinde karar verebilirsiniz.Eğer kendi zihninizin ürettiği bu olumsuz kanaatlerin tutsağı olmaktan kurtulursanız, endişelerinizin azaldığını ve eskisi kadar olumsuz düşünmediğinizi göreceksiniz. Hem de bunların, imtihan evveln imtihan sonrasına doğru, adım adım kendi kendine kaybolduğunu farkedeceksiniz.
Kısaca toparlayacak olursak ; Duygularınız, kanaatleriniz ve vücuduniz arasında sizi bile şaşırtacak bir iletişim vardır. Bu iletişim, mutluluğunuza, kafayarınıza ve sağlığınıza zarar veren silahlı bir çatışmaya da dönüşebilir; kulağınıza çok hoş gelen bir senfoniye de... Bu sizin elinizde!  
Unutmayın ki ; Sınavlar birer şanstır ama katiyen HAYATINIZIN SON ŞANSI DEĞİLDİR! Bu talihi iyi değerlendirmek istiyorsanız, endişelarınızın sizi değil, sizin endişelarınızı denetim etmeniz gerekir.  
Hepinize, endişe ve endişe hissetmeyeceğinizi umduğum imtihanlarınızda "Başarılar diliyorum."

Tıkla WhatsApp'tan Yaz