Birtakım ifadeleri sayısal anlamda yazıp bunu kullanmaya matematik demişler. Belkide sembolleri çok abartılı sundular bizlere...

Aslında 5 yaşındaki bir çocuğun abim benden büyük demesi bile matematiksel bir terimdir. Yada ilkokula yeni başlayan bir çocuğun sınıfının mevcudunu hesaplar iken daha çok parmağa gereksinim duyması...

Zaten çok havası da yok matematiğin. Ödeyeceginiz hesabı eskiden bilmek birşey kazandırmaz ya da baban da integrali bilmiyor muhtemelen, hiç gereksinimda duymadı. İtiraf edeyim benim de babasının yaşını çocuğun yaşından ufak bulduğum olmuştur. Zaten bana göre havuz problemları bir tesisatçının işi olması gerek. Peki gerçekte öylemi...

Matematiği öğrenirken sayısal zekadan bahsederler. Ama matematiği iyi bilen insanlara baktığımızda hep birilerinin bu dersi sevdirdiğini görüyoruz. Piskolojik bir hal diyenler de var. Ben bir piskolog değilim ama bir piskologdan daha çok matematik biliyorum. Kimse sevmediği beğeni almadığı bir şeyleri öğrenmek istemez. Tek problem matematiğin bir sayı kargaşası değil de yaşamın bir parçası olduğunu ve hiç matematikten anlamayan birinin gerçekte çok iyi matematik bildiğini gösterebilmektir. Örneğin foksiyon diye bir husus var matematikte. Bunu anlatırken fonksiyonun bir fabrika olduğunu, giren sayıların bir meyve olduğunu ve neticede çıkan meyve suyununda bir fonksiyon neticesi olduğunu anlatarak öğretseydik keşke...

Öğrencilerimiz öğrenim yaşamı süresince aşağı yukarı olarak 1000 saatin üzerinde ders alırlar ve çok üzücü bir halki yinede yeterli olmaz. Gidiş yolu doğru ancak netice yanlışken puan kıracaklarına keşke doğru yolun sonunu gösterselerdi...

Sonuç olarak yaşamınızda birileri size bunu sevdirsin. Balık tutmayı öğrenmek bir ömur balık yiyebilmek demektir...

Tıkla WhatsApp'tan Yaz